22 Aralık 2011

Drapetomania

Vakti ile Amerika'dan bir hekim, kimilerine göre bir bilimci(!) Samuel A. Cartwright, Drapetomania adında öyle bir "hastalık" tanımı yapmış ki öğrenince şaşırıp kalmamak mümkün değil.

                   Aşağıdaki çizime bakınca ne görüyorsunuz? Biraz düşünün derim.

Bu çizimi ilk gördüğünüzde muhtemelen siz de ben gibi, atın üstünde bir adam, bir kadın, biri kadının kucağında olmak üzere iki çocuk gördünüz. Kadın arkalarından gelen var mı diye bakarken, adam sanki bir şeylerden kaçmak için atın daha da hızlı gitmesini istiyor gibi, değil mi?

Öyle aslında. Lakin bu ailenin böyle davranması, o dönem içerisindeki kölelik gibi şartlar yüzünden birilerinden kaçmalarından filan değil, hasta (!) olmalarından kaynaklanıyormuş. 

Şöyle ki; Samuel A. Cartwright, Drapetomania hastalığının
"zencilere" özgü bir hastalık olduğunu, 1854 yılında, köleciliğin yaygın olduğu o dönemde, onların durup dururken bir şeylerden kaçma girişimlerinde bulunduklarını, bunun bir hastalık olduğunu ve bunun sadece "zencilere" özgü olduğunu söyleyip; Drapetomania kavramını tıp bilimine sokmayı başarmış.
 
Tedavisi ise, bu hastalığa yakalananların gerekirse parmaklarının kesilmesiymiş.

Dehşet verici, değil mi? Bu hafta gittiğim bilim, teknoloji ve etik ile ilgili panelde, bir konuşmacının "Bilimin, ulusal anlayış ve kültürle bir ilgisi yoktur" deyişini, bunları yazarken bir daha sorguladım.

Bilim ile ilgili, bilim tarihi ile ilgili bir şeyler okumaktan, öğrenmekten müthiş zevk alıyorum. Lakin bu olay misali şeylere denk geldiğimde, daha bir çok düşünüyorum. "Bilim nedir? Bilimci kimdir? Kendisini bilimci olarak tanıtan herkes aslında bilimci midir?"

 Daha fazla bilgi için:
*Wikipedia'da şuradan daha çok bağlantıya ulaşmak mümkün
*Samuel A. Cartwright, Drapetomania hakkındaki orjinal makalesi
*Sertan Batur'un İdeoloji Eleştirisi Olarak Psikoloji Tarihi makalesi
"Bu örneklerden ilki drapetomania denilen ilginç bir hastalık hakkında. 1854 yılında Louisianalı psikolog Samuel A. Cartwright bu “hastalıkla” ilgili bir makale yayınladı. Drapetomania sözcüğü Yunanca “kaçak köle” ve “delilik” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştu. Adından da anlaşılabileceği üzere bu sözde hastalık afro-amerikan kölelerin engellenemeyen kaçma davranışıyla ilişkiliydi. Cartwright’a göre bu hastalık siyah ırka özgüydü. Üstelik tedavi edilebilir nitelikteydi. Kölelerin birden çok kaçmaları gibi bir sözde semptom köleci Amerika’da klinik psikolojinin uğraştığı bir konu olabiliyordu. Bugün tuhaf, hatta daha da öte ırkçı vurgusundan dolayı etik olarak yanlış bu anlayışı mahkum edebilmemizde en belirleyici şeyin afro-amerikan özgürlük hareketinin başarısı olduğu açıktır. Drapetomania’nın psikoloji tarihinde nasıl ortaya çıkıp nasıl ortadan kalktığını bilim içi bir incelemeyle aramak, tarihsel-toplumsal bağlamı dışarıda bırakmak bu anlamda yeni bir ideoloji üretmekle eşanlamlı olacaktır."

4 yorum:

Deniz Öğüt dedi ki...

Yazınızı ve bağlantıları ilgiyle okudum. Elinize sağlık. Doktorun kendisinin ilginç bir vaka olduğu belli. (Bu arada, saygı ve selamımız ressama: Eastman Johnson!) Hüseyin Batuhan'ın Bilim ve Şarlatanlık adlı kitabı ilginizi çekebilir; piyasada hâlâ bulunduğunu sanıyorum. (Bendeki altıncı basım; 2001 tarihli.)

Lipsum dedi ki...

Öncelikle yorum için çok teşekkür ederim. Epeydir ben de sizin yazılarınızı beğenerek takip ettiğimden, gelen yorumda adınızı görünce daha bir şaşırdım ve nitelikli geri bildirimler sunmanızdan mutlu oldum.

Asıl verdiğiniz kitap tavsiyesi benim yüzümde epey güzel bir tebessüm bıraktı. Zira şu an o kitabı okumaktayım. :) Bilim ile ilgili görüşlerine değer verdiğim birisinin tavsiyesi ile aldım Bilim ve Şarlatanlık'ı. Aslında bundan sonra Thomas S. Kuhn "Asal Gerilim"i okuyacağım. Ondan sonra ise okuma listemde ise boşluk var. Bir de özensiz bilim tarihi kitaplarına daha bir öfke doldum bu aralar. (Yakın zamanda okuduğum bir kitap içinde Marie ve Pierre Curie'nin kardeş olduğunun yazılması gibi örnekler)

Nitelikli bir kitap listesi oluşturma çabalarımdan dolayı sizden gelebilecek diğer önerileri de heyecanla beklerim. :)

mkoz dedi ki...

Güzelmiş :) Genel olarak o konuşmacı ile hemfikir olsam da, bilim adına yapılan bunun gibi binlerce zırvayı görmezden gelmek zor.

Belki de sağlam veriye dayanmayan hiç bir şeye bilim dememek lazım.

Nermin Canik dedi ki...

Sanırım benim bir bakışta gerçek bilimi, bilimciyi tanıma sürecim biraz daha zaman alacak; ama değer verdiğim, bana yol gösterdiğine inandığım bilimciler oldukça bu yolda pes etmeden devam edeceğim. :)

Yorum Gönder

 
back to topEN YUKARI ÇIK