14 Aralık 2011

Siyah Antilop'un Şarkısı

[dinleyicilerden biri bağırır] “Bir maskota ihtiyacınız var! Dolgulu bir hayvan alın!

[Stallman yanıt verir] Bir tane var. 
 [söz konusu dinleyici yanıt verir] “Var  mı gerçekten?” 

[Stallman, daha fazla kahkahaya neden olacak olan şu cevabı verir,] Bizim bir hayvanımız var, bir gnu (antilop). Böylece evet, bir penguen çizdiğinizde, yanına bir de gnu çizin


Özgür Yazılım,Özgür Toplum'u okurken denk gelmiştim bu satırlara. Bir adet Gnu resmi ve "Bu olay ile ilgili daha çok bilgi edinebilir miyim?" diye dolanırken internette öyle karşılaştım Siyah Antilop'un Şarkısı ile.

(Stallman Amca'ya imzalattığım Özgür Yazılım, Özgür Toplum kitabım ile tekrar hava atmam için şu yazıma bakabilirsiniz. :) Özgür yazılım ile ilgili üç belgesel önerime de buradan bakabilirsiniz. )


Siyah Antilop'un Şarkısı benim için hayli değerli bir kitap. Kitabın içindekiler bir yana onun benim için değerli olmasına sebep birçok anı var.

Onunla ilk tanışmamı yukarıda anlattım.

En zoru, baskısı artık yapılmayan ve tükenmiş bu kitabı aylarca bulma çabalarımdı. Her sahaf gördüğümde hemen ümitleniyordum.


Ve sonunda bir arkadaşım, bu kitabı bana bulmuştu. Dayanamayıp okurum diye vize haftası kitaba epey iyi göz kulak olmuştu. Bu kitap ile kavuşma anımı unutabileceğimi sanmıyorum. Deyim yerindeyse bu kitap tepside bana sunulmuştu. :)
Aklıma geldikçe, "Ulu Manitu, bu kitabı bana sunan arkadaşları korusun" diyorum. :)

Sanırım, bu kitabın benim için ne denli önemli olduğunu aktarabildim. Vee gelelim bu kitaba...

Öncelikle "Yirmili yaşlarda birinin çocuk kitabı okuması ne alaka?" diyenler var ise onların en azından Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık'ını okumalarını isterim. Bu hafta en son okuduğum çocuk kitabı o olduğundan, ilk o geldi aklıma.


Yayınevi şunları söylemiş kitabın konusu ile ilgili:

"Savvy, Afrikalı bir çocuk. Afrika'da büyük bir ülke olan Angola'da yaşıyor. Kendisi gibi Afrikalı olan kız arkadaşı Mokkli ve beyaz çiftlik sahibinin oğlu Tommy en yakın arkadaşları... Siyah Antilop'un Şarkısı, bu çocukların yakın çevresinden yola çıkarak, ülkemizden çok uzakta ve geçmiş bir zaman diliminde yaşanan olayları anlatıyor. Alman yazar Götz R. Richter'in sürükleyici bir biçimde anlattığı gerçekçi bir çocuk romanı. Savvy ve arkadaşlarının öyküsünün yanı sıra, Afrikalıların yaşam koşullarını, beyazlar tarafından acımasızca sömürülmelerini, derilerinin rengi nedeniyle ayrımcılığa uğramalarını, çektikleri acıları; buna karşı duydukları öfkeyi, giderek bilinçlenmelerini ve karşı çıkışlarını öğreniyoruz.

Kitabı okurken insanın insana yaptığı haksızlığa karşı, haksızlığa uğrayan siz olmasanız bile, sesinizi yükseltmeniz gerektiğini anlıyorsunuz. Dünyanın neresinde olursa olsun..."

Aslında kitabı çok güzel özetlemişler. Savvy, Tommy, Mokkli, İsaku, Anthony Dayı, Bay John ve daha nice karakteri, hepsinin birbirine karşı bakışını tek tek anlatmak zor. Zira bazı yerler epey düşündürüyor.

Misal; kahramanımız Afrikalı Savvy, çiftlik sahibinin oğlu, aynı zamanda en yakın arkaşı Tommy ile aralarında ne fark olduğunu, neden onun çoğu hakkının olmadığını, neden Tommy okula gidebiliyorken, kendisinin aldığı eğitimin sadece beyaz arkadaşı Tommy tarafından kendisine okuma yazma öğretilmesi, ona kitaplar vermesi ile sınırlı kaldığı gibi sorgulamaları beni epey düşündürtmüştü.


Kitaba adını veren Siyah Antilop'un şarkısını not aldım.
(Elbet bir gün ezberlenecek!)
Aşağıda Siyah Antilop'un şarkısını, şarkının sözlerinin olduğu sayfanın fotoğrafını paylaşıyorum. Okunuyor olduğunu düşünüyorum.

Ve tabii kitap içinde anlatılan Siyah Antilop öyküsünü sizlere aktarıyorum. Hepimizin bu öyküden çıkaracağı dersler var bence.


 O vakit okumak isteyen herkesin yolunun bir gün kitap ile kesişmesi ve okuyabilmesi dileklerimle. :)

                                      SİYAH ANTİLOP'UN ŞARKISI:

                                    
                                 SİYAH ANTİLOP'UN ÖYKÜSÜ:
"Her yerde askerler var, burada, sizde de. Ama ülkemiz büyüktür ve beyazlar için yeteri kadar asker yok. Beyazların askerleri de bizler gibi afrikalı. Onların da bizim kardeşlerimiz olduğunu bilmiyor musunuz? Söyleyin bunu onlara!"

"Tomm-tippi-tomm-tip.." diye uzaklardan bir davul sesi duyuldu.

"Bütün siyah insanlar kardeş olmalı" diye haykırıyordu yabancı, "ve.. dinleyin şu öyküyü".

Savanda bir beyaz antilop sürüsü yaşarmış. Bir de savanda avlanan aslan varmış. Karısı ve iki güçlü oğlu da yanındaymış. Antilop sürüsü ise dört kere yüz antilopmuş.

Antilopların güçlü boynuzları, yani iki kısa kargıları varmış. Ama anlayışları çok kıt, korkuları ise çok fazlaymış. Aslanın kükrediğini duyunca hemen tabana kuvvet kaçmaya başlarlarmış. Aslan da karısı ve oğullarıyla sürünün peşinden gider ve aç oldukları zaman sürüyü perişan ederlermiş. Onlar için öldürmek bir zevk olurmuş.

Bir gün iri ve güçlü, siyah bir antilop, sürünün bu tutumuna karşı çıkmış. Sürü başkanının önüne dikilerek:
"Sen kötü bir başkansın" demiş. "Aslanın genç antilopları öldürmesine göz yumuyorsun. Dikkat et bir gün seni de yiyecek"

Başkan kızarak antilopa şöyle karşılık vermiş:
"Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin? Benden çok daha küçüksün. Büyüğe karşı saygın yok mu senin?"

Siyah antilop cevap vermiş:
"Eğer büyüğün yeteri kadar aklı yoksa, benim de ona saygım yok. Yaşlı adamların katı bilgeliği gençliğin yaşamını berbat eder. Yaşlılar hayata çok az bağlılar.
Bırak ben başkan olayım. Genç antilopları korurum."

Başkan:
"Öyleyse benimle teke tek döğüş!" demiş. "Eğer benden güçlüysen o zaman sen başkan olursun" demiş.

Siyah Antilop: "Korkmuyorum" demiş. "Ama hayatım benim için değerlidir. Senin boynuzların benimkilerden daha sivri ve sert. O zaman daha güçlü boynuz kazanmış olacak. Hem ben dövüşecek olursam, can düşmanıma karşı dövüşmek isterim ve bu dövüşte de öleceksem ölürüm. Oysa sen benim düşmanım değil, kardeşimsin. Dinle beni, sürüyü bir geceliğine bana ver! Onları aslanların pençelerinden koruyacağım."

Öyle olmuş. Siyah antilop sürünün genç erkeklerini toparlayarak: "O haydutun önünden kaçmayacağız." demiş. "Kadınların ve çocukların çevresinde halka olun. Aslan saldırınca birimizi kapabilir; ama bu onun yakaladığı son antilop olacaktır, çünkü biz onu boynuzlarımızla şişleyeceğiz." Öyle de olmuş. Sabahleyin aslan, karısı ve iki oğlu savanın otları arasında ölü yatıyorlarmış. Akbabala, sırtlanlar, çakallar leşlerini çekiştirip duruyorlarmış.

Genç antilopların ikisi de yerde ölü yatıyorlarmış. Ama ertesi gece sürü rahat uyumuş. Siyah antilop da bundan böyle sürünün başkanı olmuş."

(Bu öyküyü anlatan adam sonunda şöyle diyordu)

"Bu bir tek öykü, yüz öykü gibidir. Eğer üzerinde düşünürseniz, ötekilerini de siz kendiniz bulursunuz. Siyah  antilobu arayın!"

0 yorum:

Yorum Gönder

 
back to topEN YUKARI ÇIK